NIETZSCHE AĞLADIĞINDA BEN GÜLÜYORDUM







Youtube'tan seçmeler

Loading...

23 Kasım 2010 Salı

Ufacık Bir Ayrılık Hikayesi

Bir gece sohbet ederlerken kapı vurulmuş,
dışarıdan kalabalık bir güruh;

”Şeeeems dışarı çıkkk!” diye bağırmıştı.

Mevlana yaklaşan acı kaderi sezmişçesine:

”Çıkma” diye yalvardı.

Zat boyutundan, Hikmetten öte Kudretten bakan Şems gülümsedi:

”Telaşlanma, verdiğimiz sözü tutma vakti gelmiştir”
diyerek kapıya yöneldi.

Mevlana: “Ne sözü, nereye, niyeee?” diye yapıştı ellerine…

Şems, yıllardır sakladığı sırrı söyledi:

“Şam’da Rabbime yalvarmış,
aşkımı seyredeceğim bir ayna istemiştim.

Rabbim seni verdi, sende seyrettim…”

İyi işte, seyre devam edelim, dedi Mevlana.

Şems;
”Rabbim de bana demişti ki, o aynayı verirsem ne bağışlarsın?

Tereddütsüz şöyle demiştim; Başımı veririm!…”

Şems dışarı çıktı. Sadece bir “ALLAH” nidası duyuldu.

Ay ışığında yerde üç beş damla kan seçiliyor,

ama ne baş, ne ceset, ne de katiller gözükmüyordu!…

Aşkları sır olmuştu.

Mevlana’yı sahiplenenler,

Onu paylaşmak istemeyenler şehit etmişti Şems’i.

Aşkın doğasıydı en yakın çevrenin tahammülsüzlüğü!…

Aşkın doğasıydı Firkat!..

La Tahzen!

AŞK Gelince Sen de Kıl Kadar Bile Varlık Bırakmaz. Sen Bir Gölge Varlıksın, Fakat Güneşe Aşıksın; Güneş Gelince, Gölge Yok Olur Gider. La Tahzen! Kaybettiğin Herşey Başka Bir Surette Tekrar Gelir Yani AŞK Ebedidir Sadece Suret Değiştirir.

12 Kasım 2010 Cuma

Başörtüsü Özgürlüğü İsteyen Rektörler.

''Başörtüsüne Özgürlük İsteyen Rektörleri Atamadı'' diyor bu ara haberler Sayın Abdullah Gül için. Vardır bir bildiği diyorum bende. Zaten atadıkları gözükmez. Atamadıkları göze batar öyle değil mi?. Sizce bir kişinin rektör olması için tek geçerli sebep başörtüsüne izin veriyor olmasımıdır. Çıkartalım at gözlüklerimizi. Demek ki, adamlar o görevi yerine getiremeyecek kimselermiş. Hem baş örtüsüne izin verecek hemde bu görevi yerine getirecek kişileri atayacaktır belkide. Tek cümlelik haberlerle acımasızca yorum yapmayalım. Bütünü görmekte önemli.

8 Kasım 2010 Pazartesi

Objektif bir Cumhurbaşkanı'mız mı var, yoksa bana mı öyle geliyor?

     Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eşi Hayrünnisa Gül ile birlikte geldiği İngiltere’nin başkenti Londra’da üniversitelerde okuyan öğrenciler ve dernek üyeleri ile biraraya gelmiş ve Gül, ilkokullarda başörtüsü cehaletini ortadan kaldıracaklarını söylemiş.
     Gençlerin sorularını yanıtlayan Gül,  bir soru üzerine ilkokullarda başörtüsü konusuna da değinerek, ‘Bu konuda yaşanan bir cehalet varsa biz bunu da ortadan kaldıracağız. İlkokul öğrencisinin kendi isteği ile başörtüsü takması gibi bir şey söz konusu olamaz. Bu konuda karar verecek yaşa geldiğinde kararını verir’ şeklinde konuşmuş.
     Objektif bir Cumhurbaşkını'mız mı var bana mı öyle geliyor yoksa ? =) Bunun üzerine kendini müslümanlığa adamış kardeşlerimizin çok sevdikleri Sayın Gül'e ve dolayısla Akp'ye isyanlarıda şu şekilde oluyor.

''Gerekçesi bnce çok saçma. Sn çocuğa onun bilincini verirsn gayet de kendi isteğiyle başini örter''

''akıl baliğ olmuşsa çocuk kapatır. Allah Allah yaa''

''Cehalet ha vay be... Daha neler duyacagız kim bilir..''

''First lady konuştu; kenara çekilin zizofu size sıçramasın. ALLAHTAN KORKUN ALLAHTAN Başörtüsünün ilkokul lise,üni ayrımımı olur. verdiğiniz eğitim (buradaki kardeşlerimden özür dileyerek) cinselliği ilk okula indirdi. neden şu kitle iletişim araçları denilen tv ve diğerleri ile uğraşmayıp küçükte olsa bir kızcocuğunun başörtüsüyle uğraşıyorsunuz... kırmızı halı güzeldi değilmi.....''

''ya müslüman diyoruz ama yapılan açıklamalar hakkaten üzüyor bizi... inanıyorumki çoğu kardeşimizi üzen bir açıklama ama sırf iktidarlarına zeval gelmesin diye ses çıkarılmıyor...''

Sayın Gül'e kocaman bir aferin vermek istiyorum. Tebasına da kocaman bir sıfır ( 0 ). İşte bu örnek te görüldüğü gibi; Bazı şeylere körü körüne bağlanan insanlar, Bu düşüncelerini dile getirsin diye başlarına seçtikleri kişi, kendilerine uymayan bir şey söyleyince, bu hakikatin ta kendisi bile olsa, hiç gözlerini kırpmadan iki gün önce taptıkları kişiyi, bir kalemde silebiliyorlar. Allah herkeze akıl fikir versin ne diyeyim! 

5 Kasım 2010 Cuma

Muhalefetsiz Bir AKP

     Az önce bir forumda CHP yi destekleyen kişilerin ve parti üyelerinin din düşmanı vs. falan olduğundan dem vuran ve bu fikrini bütün nefretiyle savunan bir arkadaşın yazısını okudum. Buna istinaden sorarım; Sizce insan hem Müslüman hem CHP li olamaz mı? böyle bir genelleme yapmak doğru mu? Hem muhalefet olmazsa eğer iktidarı doğru düzgün çalışmaya itecek karşıt bir güç olmaz. Ne yani CHP gitsinde iktidarın en büyük muhalefeti BDP gibi terörizmi tesdekleyen bir partimi olsun. Lütfen uslubumuza dikkat edelim. Asıl büyüklük Muhalefeti kaldırabilmek, aksi taktirde muhalefetsiz bir cumhuriyet şekli monarşinin yolunu tutar ve bununda diktatörlük demek olduğunu hepimiz biliyoruz sanırım.

3 Kasım 2010 Çarşamba

YAP O ZAMAN!

Çevremde geçmişten, bugüne dert yanan sızlanan o kadar çok kişi oldu ki, herkesin çevresinde olduğu gibi elbette. Bende durum böyle madem dedim ve tüm sızlananlar için bir reçete hazırladım tabi bu okunaklı bir reçete oldu. Umarım hissayata kelam olabilmişimdir.

 İTİRAF: Kendimden de bildiğim bir kaç sızlanmayı da ekleyiverdim aralara.


Sevgilin seni terk ettiği için yas tutuyorsun; salya sümük ağlıyorsun. Eee sende sevme o zaman !
Mahalle maçında kaybettiğin için cep harçlığınla karşı takıma kola alıyorsun, sana bir bardak bile vermiyorlar, zoruna gidiyor. Eee sende oynama o zaman!
Başka çocukların bilmem neleri var senin yok, babanı suçluyorsun. Eee onların çocuğu olma o zaman!
Yüzüklerin efendisinde bile ağlayabilecek naif bir insansın ve ‘’Neden kimse ağlamazken ben bu filimde ağlıyorum’’ diyorsun. Eee sende izleme o zaman!
‘’Hayatta başladığım hiç bir şeyi bitiremiyorum bu durum beni deli ediyor. Yoksa ben koca bir heves budalası mıyım?’’ diye düşünüyorsun. Eee sende hiç bir şey yapma o zaman!
Karnen kırıklarla dolu ama kendinde onları hileyle değiştirecek gücü bile bulamıyorsun ve yutmazlar da, anlarlarsa diye korkuyorsun. Eee sende çok çalış o zaman!
Hız yaparken emniyet kemeri takmak istiyorsun ama arkadaşların dalga geçer diye takmıyorsun. Eee sende onlarla arkadaşlık etme o zaman!
‘’Eve kör kütük sarhoş gittiğim de bir kerede kimseyle karşılaşmadan sızsam ne güzel olur’’ diyorsun. Eee sende içme o zaman!
‘’ Kurtlar Vadisi’de bokunu çıkardı ama, tadında bitirmeliler’’ diyorsun. Eee sende izleme o zaman!
Tuttuğun takım maç kaybedince ağız dolusu küfür ediyorsun sonrada bütün nezaket ve kibarlığınla yönetimi istifaya davet ediyorsun. Eee sende takım tutma o zaman!
Hoşlandığın kıza yada erkeğe bir türlü açılamıyorsun. Başkası kapınca da boğazında düğümlenen lokmayı yutmaya çalışıyorsun. Eee sende hoşlanma o zaman!
Uyuşturucunun yasal olmasını istiyorsun. Eee sende Amsterdam’a yerleş o zaman!
‘’Pencereden aşağı insanların üzerine tükürdüğüm zaman bir kere olsun içeri kaçmadan camın önünde dikilip göz göze gelmek istiyorum.’’diyorsun. Eee sende tükürme o zaman!
‘’Zillere basıp kaçmamak ve öylece durup yaptığım şey ne kadar anlamsız da olsa, inadına keyif aldığımı ispatlarcasına gülümsemek istiyorum, ama daha önce hiçbir tabuyu yıkamadığım gibi bunu da yıkamıyorum.’’ diyorsun. Eee sende basma o zaman!
Seks yaparken her defasında içindeki kudurmuş hayvanı dizginlediğinden ve uslu ulsu sadece üzerine düşeni yaptığından, bütün kamasutra içerikli fantezilerini rafa kaldırıyorsun. Sonrada bütün memnuniyetsizliğinle kendine güzel bir anmış gibi rol yapıyorsun. Bundan da nefret ediyorsun. Eee sende seks yapma o zaman!
Daha nelerden, nelerden şikayet ediyorsun. Eee sende hiç birini yapma o zaman!

‘’Ama bütün bunları yapmazsam hayatın ne tadı kalır ki?’’ Diyemiyorsun! İyisi mi sen her şeyi en azından bir kere de olsa yap o zaman! Zaten benim inancıma göre; her şeyi en azından bir kere denemeyen birinin dünya görüşünde de haliyle bir eksiklik olur.