Aslında AŞK her ne kadar İstanbul'da ikamet etse de, aslen İzmirlidir. Hepsi bu kadar.
NIETZSCHE AĞLADIĞINDA BEN GÜLÜYORDUM
9 Eylül 2012 Pazar
26 Ağustos 2012 Pazar
Mektup İstasyon
Bir tren istasyonunda oturmuş sana bu aptal mektubu yazıyorum. Gerçekten aptalca çünkü; kimseye edemediğim itirafları sana anlatıp, vicdan muhasebemde hesapları tutturmak istiyorum. Aslına bakarsan bunun benden başka kimseye de bir yararı olacağını düşünmüyorum. Zaten aptalca olan kısmı da bu.
Tren bir türlü gelmek bilmiyor bu da beni sürekli düşünmeye sevk ediyor. Tabi bir de çevredeki insanlara zaman zaman boş bakışlar atıyorum. Bunu yaparken de düşünüyorum. Bence düşünmek insanın kontrol edemeyeceği bir fonksiyonu. Sende gerçekten böyle olduğunu düşünüyor musun? Ben insanların gerçek anlamda, yani gerçekten değişebileceklerini düşünüyorum. Evet kontrol edemediğim o düşünme fonksiyonum ile su anda düşündüğüm şey tam olarak bu. İnsan 7'sinde neyse 70'inde de odur saçmalığına inanmıyorum anlayacağın. Yani insanlar kesinlikle değişirler.
Mesela, bir kaç sene evvelinde ''kesinlikle yapmam'' dedikleri şeylerin %60 'ını kesinlikle yaparlar diyorum bende.
Tren hala gelmedi. Kafamı kaldırdığımda istasyonun daha kalabalıklaştığını fark ettim.Ne çok insan bekliyor. Onlar da düşünüyorlar mı acaba? Her neyse, mesela ben. 18'imde kesinlikle yapmam dediğim şeylerin neredeyse tümünü daha 20 yaşıma gelmeden yaptığımı far kettim. Bunların içinde genel yargılardan, özel yargılara bir çok görüş vardı. Örneğin... Ve sonunda tren geldi. Sonra belki başka bir istasyonda devam ederiz. Özetle değişim iyidir insanı yeniler diye düşünüyorum ben. Bir de artık hangi durakta ineceğimi düşünüyorum.
15 Ağustos 2012 Çarşamba
CARPEDİEM
Olay şöyle oldu:
Bugün akşam suları trafikte seyrederken arkadaş kaldırımda bekleyen kızın yanından geçerken kıza öyle bir bakıyordu ki önündeki arabanın durduğunu farketmedi ve arkadan bindirdik. Sonra arabadan arkadaş indi ve şöyle dedi;
Arkadaş: Hepsi senin yüzünden oldu.
Kaldırımdaki kız: Ben mi?
Arkadaş : Evet.
Kaldırımda ki kız: Aaa ben ne yaptım be manyak mısın nesin?
Arkadaş: Bu kadar güzel olmasaydın sana bakmazdım.
Kaldırımda ki kız: ....
Ben : Abi farkında mısın? Hala kıza yavşamaya çalışıyorsun.
Arkadaş:...
Ben : ...
Kaldırımda ki kız: Gerizekalılar! (kız gider)
Arkadaş:...
Ben: ...
Öndeki arabanın sahibi orta yaşlı adam: Gençler daldınız galiba
Ben: Dayı pek bişey yok gibi
Arkadaş: Aynen
Öndeki arabanın sahibi orta yaşlı adam: Aynen
Ben : Aynen... =))
6 Mayıs 2012 Pazar
Onun adı benliğinde, isyanlarla deliye dönmüş dalgalar seyir eyleyen DENİZ idi.
Senin GEZMİŞ olduğun bu topraklarda, zamanında özgürlüğü DENİZ'ler de boğdular.
Bir Deniz ölür. Toprağa karışır. Yatağını bulur, akar... Okyanusla birleşir. Okyanuslar gücünü Denizlerden alır. Okyanus biziz.
Bizler fidanlarımızı okyanus suyuyla sularız.
Dar ağaçları konuşmaz. Duvarlar, parmaklıklar konuşmaz. Üzerine çıktığın sandalyenin dili yok. Cellat'ın sessiz bir iblis. Aralıkla yanıp sönen tavan ışıkları bir şeyler anlatmaya çalışır ama anlatamaz.
...Ve sen de susarsan, lal olur gerçekler. Türk milleti adına verilen kararlar mülkü temelinden sarsar. Ankara'nın kalbinde kemikler sızlar.
Bir Deniz ölür. Toprağa karışır. Yatağını bulur, akar... Okyanusla birleşir. Okyanuslar gücünü Denizlerden alır. Okyanus biziz.
Bizler fidanlarımızı okyanus suyuyla sularız.
Dar ağaçları konuşmaz. Duvarlar, parmaklıklar konuşmaz. Üzerine çıktığın sandalyenin dili yok. Cellat'ın sessiz bir iblis. Aralıkla yanıp sönen tavan ışıkları bir şeyler anlatmaya çalışır ama anlatamaz.
...Ve sen de susarsan, lal olur gerçekler. Türk milleti adına verilen kararlar mülkü temelinden sarsar. Ankara'nın kalbinde kemikler sızlar.
1 Nisan 2012 Pazar
Bir Bambudan Daha Fazlası Bir Dost
Her şey iki yaprakla başlamıştı...
Daha sonra devam ettirmeyi düşündüğüm hikayenin ilk cümlesi böyle başlayacak.
Bu başlangıç gün geçtikçe koca bir hikaye olacak.
Giderken bir bitkiden daha öte bir dost bırakmıştım arkamda. Bakamadılar ona. Kırıldı. Oysa döndüğümde bıraktığım yerde bulmayı ne çok istemiştim onu. İlk elime gelişini bilirim. Yine iki yaprakla başlamıştı her şey. Koca kışı atlatmıştık beraber sonra tam 7 tane yaprağı olmuştu. Bıraktığımda tam 7 yaprağı vardı. Döndüğümde ise tüm varlığıyla yok olmuştu bu dünyadan.
Bir gün telefonda öğrendim gözümden sakındığım bambumun kırıldığını. Onca bitkinin arasında, durduk yere üzerinde bulunduğu cam sehpa orta yerinden çatlamış ve sadece benim bambum kırılmış. Olacak şey değil! Sadece o.
Üzerinden neredeyse iki sene geçti. Bu gün yeni bir başlangıç yapmaya nihayet karar verdim. Ve sabah soluğu Eminönü'nde aldım.O kadar bambunun arasında tanıdım onu. Reenkarnasyon dedim işte bu. Bu sefer nereye gidersem gideyim arkamda bırakmayacağıma dair söz verdim zat-ı aline. Anlaştık.
...Ve yine her şey iki yaprakla başlamış oldu bu sabah.
Yarın ilk iş bir damacana erikli almak olacak yeni dostuma. =))
Gelişmeleri buradan paylaşacağım artık.
28 Mart 2012 Çarşamba
Bize Bir Suçlu Gerekti Bizde O Suçluyu Yarattık...
Bir film izledim, bir kitap okudum hayatım değişti saçmalıklarına inanıyor musunuz gerçekten? Bir insan da gelip öyle hayatınızı değiştiremez. Bir süre farklı şeyler yaşatır ama yine de değiştiremez.
Hayatınıza bir kadın sokarsınız sonra bütün pencereler ona doğru açılır. Onun mutluluğu sizin mutsuzluğunuza dönüşür bir süre sonra. Çünkü kendiniz değilsiniz o saatten sonra. Onun, sizden olmanızı istediği kişiye dönüşmeye çalışırsınız. Tabi şöyle ol, böyle yap demez karşınızdaki. Kendi kafanızda ''Ulan normalde ben bunu böyle yaparım ama onun şöyle hoşuna gider kesin. O halde onun hoşuna gidecek olduğunu düşündüğüm gibi davranayım.'' dersiniz. Kendi kişiliğinize attığınız en büyük kazıktır bu. Sonunda da her türlü kaybeden yine siz olursunuz. Birinci, ikinci ve üçüncü şahısların tecrübeleriyle sabitlenmiştir bu yazdıklarım.
En iyisi kendiniz olmak. Her türlü kaybedeceğinize göre, sonunda yine kendinizle baş başa kalacaksınız. Hiç değilse, kendinizle yalnız kaldıktan sonra kişiliğinizin yüzüne bakabilirsiniz.
İnsanlar gerçekten yaşamak istedikleri şeyleri yaşamaktan korktukları sürece biz daha çok yalnız kalırız çooookkkk!
Hayatınıza bir kadın sokarsınız sonra bütün pencereler ona doğru açılır. Onun mutluluğu sizin mutsuzluğunuza dönüşür bir süre sonra. Çünkü kendiniz değilsiniz o saatten sonra. Onun, sizden olmanızı istediği kişiye dönüşmeye çalışırsınız. Tabi şöyle ol, böyle yap demez karşınızdaki. Kendi kafanızda ''Ulan normalde ben bunu böyle yaparım ama onun şöyle hoşuna gider kesin. O halde onun hoşuna gidecek olduğunu düşündüğüm gibi davranayım.'' dersiniz. Kendi kişiliğinize attığınız en büyük kazıktır bu. Sonunda da her türlü kaybeden yine siz olursunuz. Birinci, ikinci ve üçüncü şahısların tecrübeleriyle sabitlenmiştir bu yazdıklarım.
En iyisi kendiniz olmak. Her türlü kaybedeceğinize göre, sonunda yine kendinizle baş başa kalacaksınız. Hiç değilse, kendinizle yalnız kaldıktan sonra kişiliğinizin yüzüne bakabilirsiniz.
İnsanlar gerçekten yaşamak istedikleri şeyleri yaşamaktan korktukları sürece biz daha çok yalnız kalırız çooookkkk!
24 Şubat 2012 Cuma
İYİ Kİ DOĞDUN!
Sana bir yazı hediye ediyorum bugün. İçinde bazı şeyleri bulabileceğin bir yazı.
En iyi bildiğim işi yaparak özel bir şekilde kutlamak istedim bu günü. Çünkü, bugün gerçekten özel bir gün. Çok fazla iddialı değilim onu baştan söyleyeyim ama yine de şansımı deneyeceğim. Aslında müzisyen falan olmayı isterdim, adına parça bestelemek için ya da bir ressam olsaydım yüzündeki kocaman gülümsemenle bir portre armağan edebilirdim sana. Şiir yeteneğim bir liselinin ki kadar bile olsaydı en azından isminin baş harflerinden bir akrostiş yazabilirdim.
Bu ve bunun gibi hiç bir meziyete sahip olmadığım için en iyi bildiğim şekilde kutlamak istedim, 24 şubatta gelen bu lütfu. Yazarak.
Bir şirkette arkamız bir birimize dönük rastlaşmış olmalıyız ilk. Sonra zamanla yüzlerimizi de döndük birbirimize. İlk kez ne zaman ve nasıl konuştuğumuzu hatırlamıyorum. Bunun için affına sığınıyorum. Hatırlamayı isterdim ama. Daha sonraları pek anlaşamadık, çoğu zaman tartıştık, güldük, kısa seyahatlere çıktık, uzun seyahatlerin planlarını yaptık. Uzaklaştık bazen birbirimizden, bazen de yakınlaştık. Güzel anıları bir birimizin geçmişine not düştük, ileride hatırladıkça tebessüm edelim diye.
Çok zor zamanlarımda yanımda oldun. Bu ve bunun gibi milyonlarca yönüne aşığım desem abartmış olur muyum? Bu bir soru değil tabi. Abartmadığıma eminim çünkü. Keşke bende senin benim için yaptıkların kadar, senin için bir şeyler yapabilmiş olsaydım. Tabi bunu şuan fark etmiyorum. Hep biliyordum. Ama bende böyle bir adamım işte. İleride bile dönüp geriye baktığımda pişmanlıklarımın farkına varıcam. Sonuç olarak ben senin hayatını hep zorlaştırdıkça, sen bana tüm bunlar için öfkelenmeyi bırak, sitem bile etmeyeceksin. Çünkü sen öyle... Neyse biraz daha utandırırsam seni sanırım kanatlarını çıkartıp bir kenara bırakabilirsin o yüzden bu kısmı burada bitiriyorum. =))
Dilerim tüm hayatında gülümsemen kadar güzel olur canım...
Dilerim hayat sana hep istediğin gibi davranır.
Dilerim, tüm dileklerin kabul bulur.
Aslında daha fazlada dilek dileyebilirdim ama hikayelere ihanet etmiş olmayım şimdi. Üç dilek hakkımı da senin için kullandım böylece. Ben benimkileri kullandığıma göre belki sen seninkilerden ikimiz için bir şeyler dileyebilirsin. ;)
İyi ki varsın, İyi ki doğdun. Nice beraber yıllara...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







