NIETZSCHE AĞLADIĞINDA BEN GÜLÜYORDUM







Youtube'tan seçmeler

Loading...

22 Haziran 2011 Çarşamba

AVRUPA BİRLİĞİ KOCA BİR ALDATMACA

     Avrupa birliği bakanı, nam-ı diyar ''Baş müzakereci'' Sn. Egemen Bağış ne iş yapar? 9 senedir Avrupa Birliğinin, A'sını duymadık. Yoksa bu bakanlık, ''Halkı'', derin uykusundan uyandırmamak adına kurulmuş bir kademe midir? Avrupa Birliğine girmek gibi bir niyeti yoksa hükümetin bunu belirtip, hali hazırda hiç bir iş yapmayan bu bakanlığı kaldırması daha onurluca olmaz mı? Öyle ki; Geçen gün Türkçe Olimpiyatlarında görmesem Sn. Egemen Bağış'ı varlığını unutmaya başlamıştım.
   
     Ayrıca sormak isterim, 2009' un başından beri görevde olan bakanımıza, Devletten aldığı ödenekleri ne için kullanıyor? Sadece tatil için gittiğini düşündüğüm Avrupa ülkelerinin yerel lezletlerinin tadına varıyor, kültürel zenginliklerini keşvediyor, en iyi hotellerinde konaklıyor olsa gerek. Sonra da bizim ülkemize gelip bu standartlara sahipmiyiz diye şöyle bir göz gezdirip, ertesi gün nereye gideceğini planlıyor olsa gerek.
   
     2011'in ikinci yarısına girmek üzere olduğumuz şu zamanlarda -2,5 yılda- hala görevinin başında olan Sn. Bakanımız önümüzdeki 4 yıl boyunca ne yapmayı planlıyor orası tam bir muamma.
   
     Niyetler bu kadar açıkken neden bu düşünceler iki satır kelama dökülmüyor da, halk ayakta uyutuluyor? Madem siz söyleyemiyorsunuz ben söyleyeyim, Tez zamanda Avrupa birliğine tam üyelik sürecinin yürütülmesi amacı ile kurulmuş olan bu bakanlık kaldırılaaaaaaaa, Sn. Egemen Bağış'ın başı vurulaaaaa, yerine ABD'nin sırtını sıvazlama ve dalkavukluk bakanlığı kuraaaaaa, halkta bir bahane ile uyutulaaaaaaaaa.
   

7 Haziran 2011 Salı

DİNLİYORUM ÖYLEYSE VARIM!

     Çoğu zaman, insanlar, başkalarını kendi düşüncelerini onaylatmak için dinlerler. Eğer karşıdaki kişi ile aynı havayı teneffüs ettiğiniz gibi, aynı düşünceleri paylaşıyorsanız; ancak o zaman konuşmanıza izin vardır. Aksi halde sürekli konuşmanız kesilmeye çalışılır. Bunu yapan yalnızca sıradan insanlar değil. Esnafından, doktoruna, millet vekilinden, yazarına, avukatından, çobanına toplumun her kesiminde işler böyle yürüyor artık. Bunun eğitimle hiçbir alakası olmadığını zannediyorum. Bu tamamı ile artık insanların bir birlerine karşı tahammüllerinin olmadığını gösteriyor. Durumun böyle olmadığı tek yer: ne yazık ki TV programları. 
     Gerçek hayat, karşındaki seninle aynı fikirleri paylaşmıyorsa eğer, onu sonuna kadar dinlemene asla müsade etmez. Gerçek hayatta sesler hep üst üstedir.
     ''Dinleme sanatı'' diye bir tabir vardır. Dinlemenin, sanat'ın çatısı altına alınarak, ne kadar saygıdeğer bir iş olduğu ispatlanmaktadır burada ve atalarımızda onu altına benzeterek de bunu yıllar önce tasdik etmişlerdir. 
     Dinlemek kişinin karşısındakine duyduğu saygıdır. Karşısındaki kendisiyle taban tabana zıt fikirler inancında iken onu sonuna kadar dinlemek ise, kişinin kendisine duyduğu saygıdır. 
     Eğer dinlemezsek, sağır oluruz. Fikirlerimiz sağır olur. Fikirler değişebilir, sevgiler, güvenler, dış görünüşler, tabular ve hatta inançlar bile değişebilir. Yeter ki dinlemesini bilsin insan. 
     Unutmayın! Boş konuşan birini bile dinlemek, sözünü önemsemek onun, dolayısıyla da bir insanın saygısını kazanmanıza yarar. Karşınızdakine önemsenme duygusunu tattırır. Hiç yoksa birini mutlu etmenin verdiği hazzı yaşarsınız. Bu da nihayetinde sizin kelama olan saygınızı gösterir.

4 Haziran 2011 Cumartesi

BİR NÜKLEER SANTRAL NASIL ÇALIŞIR?


Nükleer santrallerin çalışma prensibi bazı nesnelerin parçalanması sonucu açığa çıkan enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülmesi ilkesine dayanır.
            Bunun için gerekli olan enerji doğada bulunan bazı ağır elementlerden oluşur. Bunların başında uranyum elementi gelir. Fakat; Uranyum saf hali ile bu işleme uygun değildir. Bunun için öncelikli olarak uranyum zenginleştirilir. Bu işlem sırasında uranyumun içinde bulunan u238 izotopları ile uranyumun asıl enerji sağlanan alt elementi olan ve içinde yaklaşık %0,7 oranında bulunan u 235 izotoplarının ayrıştırılması yapılır. Bu işlem için ise; merkez kaç denilen bir yöntem kullanılır. Uranyum gazı kendi ekseni etrafında hızla dönen bir cismin içine koyulur bu işlem sırasında daha ağır olan u 238 izotopları kenarlara doğru birikir ve u 235 izotopları merkezde kalır. Daha sonra ise elde edilen u 235 izotoplarına nötron yollanarak bir çarpışma gerçekleştirilir. Bu esnada çekirdek parçalanması ile çok fazla enerji açığa çıkar. Çekirdekten kopan bazı izotoplarda başka nötronlarla çarpışarak bu enerjiyi katlar. Ortaya çıkan enerjinin kontrol altına alınması için ise başka maddelerden faydalanılarak fazla enerjinin emilimi sağlanır. Sonrasında ise, bu enerji elektrik enerjisine dönüştürülür. Fakat, bu işlem sırasında insanlar için çok tehlikeli olan radyasyon açığa çıkar. Bu yüzden de, bu işlem için kullanılan metal çubuklar içi su dolu havuzlarda 5 yıl süre ile beklemeye alınır. Su, radyasyonun yayılmasını önler ve zaman içerisinde yok olmasında da rol oynar